Okuma Alışkanlıkları Değişirken (Kenan Yücel)

Üvercinka, Temmuz 2015, S. 9, s. 18

Üvercinka, Temmuz 2015, S. 9, s. 18

Basılı ya da elektronik, yalnızca nitelikli kitapların ve dergilerin peşinden koşmayı sürdürelim…

Yıllar önce Sincan İstasyonu dergisinde, son sayfasındaki magazinel değinmelerden birinde, bir şair, ismi de verilerek, “online arkadaşlık ağı” kurmakla eleştiriliyordu. O zamanlar büyük bir ciddiyet edasıyla yazılan bu satırlar şimdi hepimizi gülümsetiyor. Derginin editörü de online arkadaşlık ağlarından birinde arkadaşım artık. O gün eleştirdiği şeyi bugün kendisi de yapıyor. Dergisini, yayımlanan kitaplarını online ağlarda tanıtıyor. Yenilikler böyledir, önce yadırganır, karşı çıkılır, sonra yavaş yavaş alışılır. Karşı çıkanlar bile bir süre sonra, farkında bile olmadan, kendisini ‘yeni’nin içinde bulur. Okumaya devam et

“Türkiye’de kitap okuru değil yazar okuru var”

“Cumhuriyet Sokak”, 24.5.2015, s. 12

PARANIN YOLU EDEBİYATTAN GEÇMİYOR

Yayımlanan listelerdeki milyonluk rakamlar aldatmasın. Türkiye’de edebiyatçıların ezici çoğunluğunun kitaplarından kazandığı para, asgari ücret seviyesinde. En çok duyulan tavsiye, yazar olmak istiyorsanız ek iş yapmayı ya da cepten yemeyi göze alın.

Forbes Türkiye dergisinin mayıs sayısında, 2014 yılının en çok kazanan yazarlarının listesi yayımlandı. Buna göre 1 milyon lira telif geliri sınırını sadece dört yazar geçti. Listenin zirvesinde “Allah De ötesini Bırak” kitabının yazarı Uğur Koşar vardı. 1. 7 milyon lira telif geliri kazanan Koşar’ı Ayşe Kulin, Orhan Pamuk, İskender Pala ve Kahraman Tazeoğlu takip etti. Listedeki cirolar ve telif gelirleri dudak uçuklatan cinsten ama bu isimlerin çok ciddi azınlıkta kaldığı da bilinen bir gerçek. Türkiye’de edebiyat yayıncılığında telif oranları yazara ve yayınevine göre değişiklik gösteriyor. Kimi yayınevi yayımlayacağı kitap için yazara yüzde 6, kimi yüzde 12 telif ödüyor. Bunlar sektörün ortalama oranları. Okumaya devam et

Yayıncıların Sorunları ve Çözüm Önerileri

yayıncılığın sorunları-

Sempozyumdan bir görüntü

Yakın gelecekte ciddi bir tekelleşme sorunuyla karşı karşıya kalınacak olan yayıncılık sektöründe yeni kurulan küçük yayınevleri ile kitapevlerini korumak büyük önem taşıyor.

13 Şubat tarihinde, Kadıköy Belediyesi Tarih Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “Edebiyatçıların Yayıncıların Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı sempozyumda yayıncılar, yazarlar ve çevirmenler sektördeki sorunları dile getirdi. Yayıncılıkla ilgili sorunların ele alındığı etkinlik CHP Kültür ve Sanat Platformu tarafından düzenlendi.

Etkinlikte Can Yayınları’nın sahibi Can Öz söz aldı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kültür kitapları basmasıyla ilgili yayımlanan genelgenin doğuracağı sıkıntılardan, elektronik korsan konusunda Kültür Bakanlığı’nın harekete geçmemesinden ve TEDA’nın (Türkiye’nin Çeviri ve Yayım Destek Programı) artık anlamını yitirdiğinden söz eden Öz, önümüzdeki yıllarda yayıncılığı bekleyen tehlikeleri anlattı. Özellikle Amerika ve Avrupa’nın da dahil olduğu 32 ülkede yatırım yapan Amazon gibi büyük yatırımcıların artık ülkemizde de yayıncılık sektörüne el atmasından söz eden ve bunun ister istemez tekelleşmeyi de beraberinde getireceğini belirten Öz, “Bir şeyler yapmazsak, çok da uzun olmayan bir süre içinde yayıncılık piyasasının değişmesiyle ilgili hiçbir gücümüz kalmayabilir” diyor. Can Öz, bu tehlikeyi ilk kez anlattığı somut bir örnekle dile getirdi. Bu dünya devi yayıncılardan biri, Can Öz’den, Can Yayınları’nı kendilerine satmasını istemiş. Türkiye’de faaliyet gösterecek yeni bir firma kurmayı planlayan yayıncı, Can Öz’e on yıllık bir sözleşme önermiş. Bu firma üç yılda Türkeiye’deki yayıncılık piyasasının yüzde on sekizini ele geçirmeyi öngörüyormuş. Yakın gelecekte ciddi bir tekelleşme sorunuyla karşı karşıya kalınacağını anlatan Öz’e göre, yeni kurulan küçük yayınevlerini ve kitapevlerini korumak büyük önem taşıyor.

Oturumda söz alan Turgay Fişekçi ise, eleştiri geleneğinin kaybolmasını yayıncılığın önemli sorunları arasında gösterdi. Fişekçi’ye göre bu durumun başlıca nedenleri arasında kitap eklerinin reklam kaygısıyla eleştiri yayımlamamasının yanı sıra akademinin eleştiri konusunda elini taşın altına koymaması yer alıyor. Çevirmenlerin sorunları hakkındaysa çevirmen Doç. Dr. Betül Parlak konuştu. Birçok özgün çevirinin değiştirilip farklı isimlerle yeniden yayımlandığı durumlarda, hak aramanın güçlüklerine değinen Parlak, çevirmen ücretlerinin ödenmesinde karşılaşılan güçlüklerden, çevirmenlerin sigorta, iş güvenliği gibi haklardan yoksunluklarından ve emeklilik haklarının olmayışı gibi sorunlardan söz etti.

 

 

Piyasaya meta üretmekle sanat yapmak arasında fark var (Ursula Le Guin)

Ursula Le Guin ödül töreninde konuşurken

Ursula Le Guin ödül töreninde konuşurken

New York’taki Ulusal Kitap Ödülleri töreninde (19 Kasım 2014) ödül alan Ursula Le Guin, yayıncılık ve edebiyat dünyası hakkında önemli tespitlerde bulundu.

Zor zamanların yaklaştığına dikkat çeken Le Guin, bunun için şu anki yaşantının alternatiflerini görebilen yazarların sesine ihtiyaç duyulacağını söyledi. Le Guin, “Özgürlüğü hatırlayan yazarlara ihtiyacımız var – şairlere, hayalperestlere, daha büyük bir gerçeği görebilen gerçekçilere” dedi. Okumaya devam et

Yaşasın okurların birliği! (Barış Acar)

 “Türkiye’de son beş yıl içinde ‘büyük’lük iddiasına bıyık altından gülerek ‘güzel’i üretmenin derdine düşmüş onlarca yeni ‘küçük’ yayınevinin ortaya çıktığını görebilirsiniz. Kült Neşriyat, Sub Press, Otonom Yayıncılık, Norgunk Yayıncılık, Monokl, 160. Kilometre, Raskol’un Baltası, Duygu Çağı Kitapları, Nod Yayınları, Ve Yayınevi ve burada adını bir anda aklıma getiremeyerek haksızlık ettiğim daha pek çoğu bir patlamanın işaretçileri olabilirler.”

Okumaya devam et