Salih Bolat, Gazete Duvar’da Ahmet Önel’in Konumlandırmalar kitabı hakkında yazdı:

Konumlandırmalar, bir bilgenin ürettiği düşünceler. Elbette bir bilgenin entelektüel birikiminin kaynakları da eni konu okudukları, yaşadıkları ve düşündükleridir. Ama bilge kişiliğin en önemli özelliği, bilgiyi kendi bilgisi yapabilmiş olmasıdır. İşte Ahmet Önel’in metinlerinin arka planını oluşturan entelektüel dilin özelliği budur.

(…)

İçinde yaşadığımız korona günlerinde okuduğum bir kitaptan söz etmek isterim. Ahmet Önel’in Ve Yayınevi tarafından yayınlanan Konumlandırmalar adlı kitabı. Konumlandırmalar’ın, bir mizah ve oyun yazarı da olan Ahmet Önel’in kendi kültürlenme ve sosyalleşme sürecinde tortulaşan doğrularını okurla paylaşma isteğinin sonucunda ortaya çıkmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Burada şunu söylediğim anlaşılmamalı: Ahmet Önel okuduklarından, yaşadıklarından ve düşündüklerinden vardığı sonuçları okurla paylaşıyor. Hayır! Konumlandırmalar, bir bilgenin ürettiği düşünceler. Elbette bir bilgenin entelektüel birikiminin kaynakları da eni konu okudukları, yaşadıkları ve düşündükleridir. Ama bilge kişiliğin en önemli özelliği, bilgiyi kendi bilgisi yapabilmiş olmasıdır. İşte Ahmet Önel’in metinlerinin arka planını oluşturan entelektüel dilin özelliği budur. Aşk, dostluk, umut-umutsuzluk, yalnızlık, özlem gibi insanı birey yapan içsel değerlerle, gündelik insan ilişkilerinde biçimlenen değerler, metinlerin izleklerini oluşturuyor.

Evresel insan halleri

Ne kadar uzağa gidersem o kadar az şey alırım yanıma, dedi kadın.
Öyle ki, bir daha geri dönmeyeceğimi bilsem kendimi bile götürmem!

Burada “gündelik” olanla “güncel” olan arasında önemli fark olduğunu belirtmeliyim. Gündelik olan, evrensel, kalıcı, dokusal ve toplumsal olandır; güncel olan ise değişken, geçici, yüzeysel ve kitlesel olandır. Böyle olunca, Ahmet Önel’in, bir bakıma Konumlandırmalar’da, gündelik insan hallerini, dolayısıyla evrensel insan hallerini saptamaya çalıştığını söylemek yanlış olmaz. Bunu yaparken de öykünün, aforizmanın, felsefenin ve özellikle şiirin söylem biçiminden yararlanıyor. Metinleri okurken, yer yer Cioran’in aforizmalarını, yer yer Tournier’nin kısa ve çarpıcı yazılarını, yer yer de Hölderlin’in felsefi metinlerini okuyormuş izlenimine kapılıyorsunuz. Örneğin şu metni okuduğumda, belirttiğim izlenimlere kapılabiliyorum:

Aramızda önemli bir fark var. O da senin sen, benim ben olduğum!
Benzerlikleri say, diyorum.
Gereği kadar unutkanız, diyor. Kimi zaman, kimin kim olduğunu hatırlamayacak kadar…

Bir yazınsal türü diğeriyle ayıran sınırlar

Konumlandırmalar’ı kısa öyküler (short short story) olarak da okuyabilirsiniz, poetik metinler olarak da. Zaten yazınsal türlerin belirlenmesinde, bir yazınsal türü diğerleriyle ayıran sınırlarını değil de, diğerleriyle ilişkisini belirleyen sınırlarını saptayan yaklaşım doğru olandır. Böyle olunca, Konumlandırmalar’ın hangi yazınsal tür olduğunu süreç içerisinde bırakalım kendisi belirlesin.

Konumlandırmalar’ın yazınsal türü ne olursa olsun, varoluşa yönelik göndermeleri, insanın durumlar karşısındaki davranışına ve “yazı yazma” etkinliğinin psikolojik dinamiklerinin sorgulanmasına yönelik kimi zaman teatral metinleri okurken ister istemez bir an duruyorsunuz. Bu durma anlarında, ya içinizdeki bir boşluğun dolduğunu ya da bir belirsizliğe cevap bulduğunuzu ya da cevabını bildiğinizi sandığınız bir “şey”in belirsizleştiğini duyumsuyorsunuz. Ve tekrar dönüyorsunuz Konumlandırmalar’a.

Salih Bolat, “Korona Günlerinde Ev”, Gazete Duvar, 29.3.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir