Mevsimler ve Temmuzlar (Ahmet Ada)

 

Cumhuriyet Kitap, 3.9.2015, Sayı 1333

Cumhuriyet Kitap, 3.9.2015, Sayı 1333 

Akın Art’ın lirik dili şairane olana kapalı ve yalın. İmgenin olanaklarını bu ilk şiirlerinde kullanıyor. Bu da belli bir şiir birikimine dayandığını gösteriyor. Gündelik hayata gönderen diri bir şiiri var.

Mevsimler ve Temmuzlar genç bir şair olan Akın Art’ın ilk şiir kitabı. Öyle çok uzun ya da dolambaçlı bir yazınsal yaşamı yok: 29 Aralık 1989’da Antalya’da doğmuş. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme, Nâzım Hikmet Akademisi’nde Edebiyat eğitimi görmüş. Biyografisinde,  Bilgi Üniversitesi Uluslararası Ekonomi Politik bölümünde yüksek lisans eğitimini sürdürdüğü belirtiliyor. Şiirlerini ve eleştiri yazılarını çeşitli dergi ve fanzinlerde yayımlamış Akın Art.

Mevsimler ve Temmuzlar iki bölümden oluşan elli iki sayfalık bir ilk kitap. İlk bölüm “Dört pelikan, üç kök sigara ölüsü”; ikinci bölüm ise “Dönüyor dalgalar serin uykusunda” adını taşıyor. İlk bölümde on bir, ikinci bölümde on iki şiir yer alıyor. Akın Art’ın topu topu yirmi üç şiiri var ilk kitabında.

Akın Art’ın şiiri değişime ucu açık şiirler olarak görülüyor. Ucu açık oluşu yalnızca şiir tümceleriyle yapıya yönelmesinden değil, gündelik hayatı bireyin odağından anlamlandırmayı şiirinin gövdesine yayışından geliyor: “egzoz kokulu minibüsler, halk otobüsleri, paraşütü açılmamış bir yağmur damlasının telaşı sokağa düşüyor” (s. 15). Burada, telaşın da, paraşütü açılmamış bir yağmur damlasının da şiir tümcesinin bir parçası oluşu, ileride de benzer ucu açık anlamlandırmalar yapabileceği sanısını uyandırıyor: “kim tanır çamaşır iplerine asılmış hünerini yağmurun” (s. 16). Bu görüntülerin çarpıcılığı belirgindir. Okurun imgeleminde, yağmur sonu balkondaki çamaşır iplerine asılmış yağmur damlalarının görüntüsü beliriyor. Şiir tümcelerine, nesneleri bile varlıkla eşdeğerli kılan bakış egemendir: “gözlerini dikmiş uykulu bir durak” (s. 16). Gündelik hayata gönderen şiir tümceleri Akın Art’ın temel özelliğidir. Buna “içinden geçen dış dünya” demek gerekiyor.

Akın-Art-Şiir

Akın Art, baştaki “Saat Kulesi” şiiri hariç, şiirlerini uzunlu kısalı dizeler ve bu dizelerden oluşan kümeler halinde yapılandırıyor. Şiirinin müziği için özel bir çabası görülmüyor. Yapıyı iç seslerle kuruyor. Anlamlandırma düzeneğini önceleyen bir tutum sergiliyor. Bazen tek bir dize ‘durum şiiri’ olabiliyor: “düşer ulak, uzak köylerden yola / bir kazak donarak ölür üzerinde atının” (s. 17) dizesi ile Rusya’ya, Kafkasların dondurucu soğuklarına ya da aynı şiir içinde zaman kaymasıyla Bolşevik Devrimi’ne gönderebiliyor: “Topa tuttu kışlık sarayı / bir kelebek sürüsü” (s. 18). Böylece çizgisel zaman anlayışı terk ediliyor. “Saat Kulesi” şiirinin son dizesi: “ateş ediyor isyancılar saat kulesine” (s. 16). Zamanı durdurmak isyan geleneğinde var. İsyan, yeni bir zamanı işaret ediyor. Bu gelenek Haziran direnişine kadar geliyor. Kısaca, bu dizenin çağırdığı anlam alanı zihnimizde Gezi Direnişi dahil isyan geleneğine kadar uzanıyor.

Akın Art, gündelik hayatın içinden bir şiir üretiyor. Gündelik hayatın kıpırtılarını imgeleminden geçirerek şiirini kuruyor. Gündelik hayatla ilişkisi şiir adlarından başlıyor: “Günler”, “Kira Sözleşmesi”, “Cumartesi”, “Bir Günün Sabahı” vb. Bu şiirlerde anlatıcı özne hep başkası üzerinden nesnesini dile getiriyor. Başkası, dış dünyanın devinimlerini, seslerini yansıtıyor: “karıştı şehrin gürültüsüne korna sesleri” (s. 33). Buradaki şimdiki zamandan, “susmak eski bir hint merakıydı o zamanlar” (s. 34) geçmiş zamana geçişler gözlenebiliyor. Hindistan’daki tarihsel susarak yapılan direniş eylemi çağrıştırılıyor böylece. Sonra nesneler, kendi biçimleri, kendi halleriyle ve insanın halleriyle kesişiyor: “sıcağın yüzüne konan sinekler, / krizantemler, boş bir şişe./ gülüyoruz sebepsiz yere.” (s. 37). Sonra, aşkı dile getiren beylik sözler: “ellerinden başlıyorum sevmeye seni” (s. 38). Neyse ki Akın Art’ın şiirinin etkisini azaltan bu tür dizeleri çok az.

Akın Art’ın “Köprünün Altında” başlıklı şiiri Yunan emekçilerinin Pire direnişine, Sintagma Meydanı’na, direnişin simgesi Lukanikos adlı köpeğe gönderiyor okuru: “limon kabuklarının üzerinde lukanikos, havlıyor / inip kalkan polis kalkanları egeli bir havada” (s. 50). Burada, inip kalkan kalkanların Ege’li bir havada oluşu, “radyoda eski bir rembetika” çalışı gibi ülkelerin ortak edim ve kültürel ifadelendirmeleri oluyor ve şiiri kuruyor.

Aşk, anlatıcı öznenin bugününde ince izler bırakan bulutsu bir hale, ayrılık ve yalnızlık da öyle. “Uzun Bir Yaz” şiirinde bunu görmek olasıdır: “gökyüzü ütülü bir gömlek üzerimde” (s. 40) diyebiliyor, çok yalın, çok anlamlı dizelerle. “An” ile “Aralık” şiirlerinde doğa, çevre birkaç sözcükle çizilen bir atmosfere dönüşüyor.

Akın Art’ın lirik dili şairane olana kapalı ve yalın. İmgenin olanaklarını bu ilk şiirlerinde kullanıyor. Bu da belli bir şiir birikimine dayandığını gösteriyor. Gündelik hayata gönderen diri bir şiiri var.

 

Mevsimler ve Temmuzlar, Akın Art, Ve Yayınevi, 2015

satin-al-buton

Bir yorum yazın