Okur Söyleşileri / Mehmet Sarsmaz ile söyleşi

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu Mehmet Sarsmaz. İyi okumalar dileriz…

Mehmet Sarsmaz

“Yayınevinizin ‘başlangıcındaki’ hedefleri doğrultusunda güçlü bir biçimde ilerlediğini görüyorum. Diğer yayınevlerini kıskandıracak bir tasarımla da taçlandırıyorsunuz bu hedefleri. Salt ‘şiir’le değil, ‘şiir eleştirisi’ kitaplarıyla, öykü, roman, deneme dizileriyle de sürdüreceğinizi sanıyorum bu başarılı çizgiyi.”

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

Kendimi tanıtmak için öncelikle “tanımam” gerektiğini düşünüyorum. En zor olanı da bu. Yayımlanmış on bir şiir, bir roman ve bir felsefe yapıtım var. Çeşitli periyotlarda altı ayrı dergi de yayımlamışım. İki “alçakgönüllü” ödülüm olmuş bu arada, ama bir şair ve yazar için gerçek ödülün “kalıcı yapıtları olmak” olduğunu düşünüyorum, bu da “okurla” buluşabilmekle olanaklı, “okurun yoksa, sen de yoksun” demek istiyorum bu yüzden.Dil Derneği, Edebiyatçılar derneği ve PEN Yazarlar Derneği üyesiyim…

Dağınık okumalarım var, şu anda önceden okumuş olmam gereken Umberto Eco’nun Gülün Adı’nın 255., bir diğeri Michael Talbot’nun Holografik Evren’inin 183. sayfasındayım. Elbette ki çantamda Ve Yayınevi’nin tüm kitapları, fırsat buldukça onlara giriyorum…

Yayınevimizden nasıl haberdar oldunuz? İlk izlenimleriniz nelerdi?

Arkadaş Z. Özger’in “yapıt”ını özgün adıyla ilk kez yayımlaması yürekliliğiyle dikkatimi çekti ilk kez Ve Yayınevi. İlk baskısını edinebilmek için İzmir’deki “sokak etkinliği”nde buluşmak bir görevdi benim için. O gün Arkadaş’la ilgili bir ödül töreni de vardı Buca’da, ama Konak’taki “sokak etkinliği”nde buluşmayı yeğledim onunla. Yayınevi editörünün de “cesur kalemini” sevmiştim, yüz yüze tanışma olanağı da yarattı bu buluşma. Özge Dirik de işin içine girince ve Özdemir İnce’nin ilk yapıtı sonra; “genç şairin” onurlandırılması çabaları, daha ne olsun… 

İlk edindiğiniz kitabımız hangisiydi? Kitabı edinme hikâyenizi ve bu kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca bizimle paylaşabilir misiniz?

İlk edindiğim kitabınız Arkadaş Z. Özger’in Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası‘ydı ve andığım etkinlikte edindim.

O gün Özge Dirik’in Nokta Durağı‘nı da almak isterdim, ama olmadı. Hemen Kitap Takip Sistemi’ne kaydettim Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası’nı yanımdaki bilgisayarımla internete girerek**. 499 no’lu nüshaydı, ama o akşam yitirdim kitabı. Kim “yanlışlıkla” aldı bilmiyorum, etkinlik sonrası oturduğumuz “biralı mekanda” yitirdim, masada unutmuş muydum, yoksa birisi kendi kitabı sanıp çantasına mı atmıştı, bilmiyorum, kaydettiğimle kalmıştım. Sonradan satın alma kolaylığıyla PTT kargoyla tüm kitaplarını istedim Ve Yayınevi’nin ve bir sürprizle karşılaştım,  Arkadaş’ın kitabının 2. baskısı, ciltli ve tek kelimeyle “muhteşem”di, bir şeyleri yitirirken başka güzellikleri kazanıyorduk demek ki… Büyük şiirleri olan ve erken yitirdiğimiz bir şair Arkadaş Z. Özger…

Kitaplarımızın tasarımını (kapak, sayfa vs.) beğendiniz mi?

Ciltli olanlar özellikle albenili, insan okumaya kıyamıyor (!) Ben kitap okurken sevdiğim satır ya da dizelerin altını çizme alışkanlığı olan biriyim ve bu alışkanlığıma ket vurmama yol açan bir güzelliği var tasarımlarınızın.

Kitaplarımızın tümü numaralandırılıyor, Türkiye’de ilk defa uygulanan bir kayıt sistemiyle okurlarımıza kendilerindeki nüshayı Kitap Takip Sistemi’mize kayıt ettirme, kitapla ilgili kişisel hikâyelerini paylaşma olanağı sunuluyor. Sistemi kullanmış biri olarak bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Hoş bir uygulama, kitaba “okur olarak sahip olmanın” ayrıcalığını yaşatıyor. Yazarın değil “okur”un kıskanılması gerek burada. Sayıların gizemi de var sonra… Okura saygı da…

Bir okur olarak yayınevimiz hakkında neler söylemek istersiniz? Beklentileriniz nelerdir? Eleştiri ya da önerileriniz var mı?

Yayınevinizin “başlangıcındaki” hedefleri doğrultusunda güçlü bir biçimde ilerlediğini görüyorum. Diğer yayınevlerini kıskandıracak bir tasarımla da taçlandırıyorsunuz bu hedefleri. Salt “şiir”le değil, “şiir eleştirisi” kitaplarıyla, öykü, roman, deneme dizileriyle de sürdüreceğinizi sanıyorum bu başarılı çizgiyi. Ama “gözden kaçmış” ve değerli bulduğunuz yapıtların yeniden basımları konusundaki kararlılığınızı korumalısınız. Eleştirmem sizi, çünkü “yayıncı” olarak benim “alçakgönüllü” yayıncılık deneyimimi aşmış bir niteliğiniz söz konusu. Bu “özgün çizgi”yi sürdürmenizi öneriyorum yalnızca…

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

“Yaramaz çocuk dinginliğini” yabana atmayın… Özgün ve “farklı” olanın peşini bırakmayın…

Söyleşi için çok teşekkür ederiz.

 

* Söyleşi yaptığımız okurlarımızı Kitap Takip Sistemi’mize üye olanlar arasından seçiyoruz.

** Mehmet Sarsmaz, Kitap Takip Sistemi’mizi kullanan “ilk” okurumuz olmuştu…

Bir yorum yazın