Sonbahar: Bir hayalin sessiz çığlığı (Türker Körük)

“Birkaç gün önce Ve Yayınevi’nden çıkan Özcan Alper’in senaryo kitabı ‘Sonbahar’, en az filmi kadar etkileyici ve en az onun kadar epik bir anlatı yapısında. ”

Sonbahar (KAPAK)

Epiğin bir anlamı da, bir toplumun tarihinde yer etmiş olayların, o toplu üzerindeki etkisinin yazılı, sözlü ya da görsel anlatımı…

20. yüzyılın son çeyreği, Türkiye’nin belki de tarihinin en karanlık yıllarını kapsar. Yönetmen Özcan Alper, ilk filmi Sonbahar (ve bir sonraki filmi Gelecek Uzun Sürer’de), seksenli ve doksanlı yılların öğrenci hareketleri, Sovyetler Birliği’nin çöküşü, açlık grevleri, siyasi ortam, Diyarbakır, faili meçhulller ve ağıtlar üzerinden Türkiye’nin bir 20. yüzyıl son çeyreği epiğini yaratıyor ve yaratmaya da devam ediyor (Rüzgârın Hatıraları).

Sonbahar, Çehovyen bir dramanın ötesinde, içselleştirilmiş bir hayalin sessiz çığlığı. Okumaya devam et

“Sonbahar”ın kitabı çıktı (BirGün)

Sonbahar”ın Kitabı Çıktı!

"Sonbahar"ın Kitabı

1.7.2015 tarihinde BirGün gazetesinin kültür sanat sayfasında Sonbahar kitabımızın haberi yer aldı. BirGün gazetesine teşekkür ediyoruz.

Yönetmen Özcan Alper’in ilk uzun metrajlı filmi “Sonbahar”ın senaryosu kitap olarak yayımlandı. ‘Ve Yayınevi’ tarafından basılan kitapta, Sonbahar filminin senaryosunun yanı sıra yönetmenle yapılmış iki söyleşi ile film üzerine yazılmış yazılar da yer alıyor.

Eserde, politik nedenlerle yaklaşık 10 yıl boyunca hapis yatan ve akciğerleri iflas ettiği için afla serbest bırakılan Yusuf un ölümü beklemek üzere memleketine dönüşü ve orada geçirdiği son günleri anlatılıyor. Alin Taşçıyan, Can Dündar ve Yıldırım Türker’den görüşler içeren tanıtım yazısından bir bölüm şöyle: “Şimdi de Özcan Alper’in Sonbahar‘ında Yusuf susuyor, ölüm orucuna yattığı hücresinden çıktıktan sonra her tarafın hücreye dönmüş olduğunu görmenin mutsuzluğuyla, ‘Sosyalizm uğruna onca yıl hapis mi yattın, yazık sana’ diyen bir Gürcü kızının hayal kırıklığıyla, bir söz orucuna yatıyor bu kez de…

"Sonbahar"ın kitabı

Bir tek ırmaklara haykırıyor isyanını; ki o da yankı vermiyor. 80’lerle başlayan ölümcül sessizliğin, sinemadaki sedası bu suskunluk…” (Can Dündar)

“Özcan Alper’in Sonbahar’ı gerek anlatısal gerek görsel yönden bütün yalınlığına rağmen katman katman açılabilen bir film. O ‘ölüm ve aşka dair bir film’ olarak tanımlıyor Sonbaharı, bütün alçakgönüllülüğüyle. Sonbahar hem Çehovyen bir drama hem doksanlı yılların kayıp kuşağına yakılan bir ağıt…” (Alin Taşçıyan)

Sonbahar, genç bir yönetmenin ilk filmi. Şaşırtıcı yanı, bu kadar pişmiş, bu kadar bütünlüklü bir sinema diline sahip olmasının yanı sıra yaratıcısının imzasını daha şimdiden tanınır kılan şiiri.” (Yıldırım Türker)

Daha önce yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Adadolu’da” filmi ‘Evvel Zaman’ adıyla bir günce niteliğinde Ercan Kesal tarafından kitaplaştırılmıştı. Filmin senaryosunda imzası bulunan yazar Ercan Kesal aynı zamanda filmin oyuncuları arasındaydı. Ancak ‘Evvel Zaman’ adlı kitap da daha çok filminin hikâyesininin konuşulmaya başlandığı günden setin sona erdiği güne kadar yaşananlar etrafında bir çerçeve çiziyor.

Onur Saylak, Megi Kobaladze, Serkan Keskin’in de rol aldığı Sonbahar adlı filmde, politik nedenlerle 10 yıl hapis yatan Yusuf’un ölümü beklemek üzere memlekete dönüşü ve geçirdiği son günleri anlatıyor.

“Sonbahar”ın Kitabı Çıktı, BirGün, 1.7.2015