Panayırda “Opera Kahkahası” (Haydar Ergülen)

Haydar Ergülen Hürriyet Kitap Sanat‘ta  Özdemir İnce’nin yeni şiir kitabı Opera Kahkahası hakkında yazdı.

Çok anlamlı ve çok katmanlı

Özdemir İnce’nin yeni şiir kitabı Opera Kahkahası. Kahkaha gibi renkli. Opera gibi çoksesli, yüksek sesli. Opera kahkahası gibi yineleyici, iğneleyici ve bilici. Böyle çoğul ve çok ‘anlamlı’ bir kitap: Çok anlamlı ve çok katmanlı. Bir tavır olarak şiir. Bu muhalif olmayı aşan bir şeydir. Şiiri bir ‘doğrudan eylem’ olarak görmek ve göstermektir.

‘Opera Kahkahası’ ama mekân opera değil, bir panayır. Karnaval desem şenlik gibi anlaşılır. Galiba panayır kültürel olarak da daha ‘bize ait’ ve kaosu, karmaşayı daha iyi anlatıyor. Temaşa değil, karmaşa. Tıpkı opera kahkahası gibi sinir bozucu. “Opera kahkahası! Bassolar ve baritonlar atar kederli bir aryadan sonra, sopranoya ve koroya sırtını dönerek. Henüz tenor yoktur sahnede…” Okumaya devam et

Yannis Ritsos: Şiire, aşka, ölüme inanmak (Haydar Ergülen)

Yannis Ritsos: Şiire, aşka, ölüme inanmak…

Yannis Ritsos: Şiire, aşka, ölüme inanmak… Haydar Ergülen’in Agios Ritsos kitabımız hakkında Vatan Kitap’ta yayımlanan yazısı.

Kavafis, Seferis, Elitis… Yunan şiirinin dünyaca tanınmış şairleri. Adlarını, bazı şiirlerini, kitaplarını biliyorduk, Kavafis’in “Şehir” şiiri ise artık neredeyse bir ‘anonim’ kimliği ve şöhreti kazanmıştı. Haşim’in “ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” dizesi gibi. “Başka şehirler bulamazsın, başka denizler bulamazsın. / Nereye gidersen git ardından gelecektir bu şehir.” diyordu Kavafis. Biz de adeta bu dizeyle ezber ediyorduk gurbeti.

Özdemir İnce, Yannis Ritsos, Haydar Ergülen, Ve Yayınevi, Vatan Kitap.

70’li yıllarda çeviri yoluyla pek çok Rus, Fransız, Amerikan, İngiliz, İspanyol, İtalyan, Arap şairi tanımıştık. Bir bölümü o yılların ateşli gündemine uygun olarak siyaseten ve alelacele çevrilmiş olsa da, çoğunluğu o dillerin büyük ve öncü şairlerinin kitaplarıydı. Hemen hepsinin de daha önce adını duymuş, fakat pek azını okumuştuk.

Daha önce adını hiç duymadığımız bir Yunan’ı, Yannis Ritsos’u ise yine bir şairden, Türk şiirinin büyük isimlerinden Özdemir İnce’den duymaya başlayacaktık. Bizim, İnce’den Ritsos’u gerek şiir çevirileri gerek onunla ilgili yazılarından duymaya başlamamız 70’lerin sonuna rastlar. Özdemir İnce’nin, Ritsos’un şiiriyle tanışması ise hayli öncedir, şöyle anlatır: “Yannis Ritsos’un adını ilk kez 1965 ya da 1966 yıllarında duydum. Paris’te okuyordum. O sıralar Kemal Özer Şiir Sanatı adlı bir dergiyi yayınlıyordu. Ritsos’un, Aragon’un dergisi Lettres Françaises’de uzun bir şiiri yayımlanmış.

Derginin o sayısını bulup kendisine gönderirsem, bu şairden kendisine söz eden Attila Tokatlı şiiri çevirecekmiş. Dergiyi bulup gönderdim. Ama göndermeden önce şiiri bir deftere çektim. Sanırım o yıllar fotokopi kolaylığı yoktu. Deftere çektim, çünkü okuduğum şiir şimdiye kadar okuduğum şiirlere benzemiyordu, eski gibiydi ama yepyeniydi. Bir şey söylemek istemiyormuş gibiydi, ama çok şey söylüyordu.” (Agios Ritsos, Özdemir İnce, Ve Yayınevi, Haziran 2016, s.73) Okumaya devam et

Kargı: Elli yıl sonra da “yeni” bir kitap (Haydar Ergülen)

Radikal Kitap, 17.10.2014

Haydar Ergülen Radikal Kitap ekinde (17.10.2014) Elli Yıl Sonra ‘Kargı’yı yazdı. Yazıyı buradan da okuyabilirsiniz, iyi okumalar…

“Türkçenin önemli şairlerinden ve sayılı şiir düşünürlerinden Özdemir İnce’nin Kargı’sı, İkinci Yeni’yle şiirimizin yaşadığı yenilikleri taşıyan ‘yeni’ bir ‘ilk’ kitap.”

Bir şiirde ‘kalyon’ sözcüğü geçiyorsa, o İkinci Yeni şiiridir. İkinci Yeni’nin ‘tipik’ sözcüklerinden biri diye düşünürüm kalyonu. Özdemir İnce’nin “Rondel” şiirinde üç kez yinelenir: “gümüş renkli kalyonları götüren/ soğuk güneş kesin sular altına/ gerçek gök ölmez aşklar adına/ mahzenlere küf kokusu taşırken”. Okumaya devam et