Okur Söyleşileri / Hülya Yalçın

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri Okur Söyleşileri başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu Hülya Yalçın. İyi okumalar dileriz…

Okur Söyleşileri. Ve Yayınevi'nin kitap takip sistemine kayıt olan okurlarıyla yaptığı okur söyleşileri Hülya Yalçın ile sürüyor.

Hülya Yalçın

“Yüzlerce kitap okudum, hiç böyle bir uygulama görmedim.”

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

İstanbul’da yani ruhumun ait olmadığı bu şehirde yaşamaya çalışıyorum. Adım Hülya. Kitap ve kedi severim çokça. Kitap okunmayan gün benim için yaşanmamış demektir. Ortalama iki günde bir kitap bitiren bir okuyucuyum. Bu sıralar Arkadaş Z. Özger ve Didem Madak okuyorum.

GÜZEL İŞLER YAPIYORSUNUZ

Yayınevimizden nasıl haberdar oldunuz? İlk izlenimleriniz nelerdi?

Yayınevinizden çok aradığım bir kitabı bulamazken haberdar oldum. Memnun da oldum doğrusu. Güzel işler yapıyorsunuz. Okumaya devam et

Okur Söyleşileri / Zelal Doğan ile söyleşi

Zelal Doğan

“Kitap kayıt sisteminde en çok insanların kitaplarla ilgili paylaştığı hikâyeleri sevdim. Bunlar kitaplarla yaşayanların kitapları yaşatan en güzel hikâyeleridir sanırım.”

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

Ben Zelal. 21 yaşında bir Hukuk fakültesi öğrencisiyim. Genelde yaşama dair olan her şey ilgimi çeker. Lakin sanat, felsefe ve politikayla daha çok ilgiliyimdir. Bir süre kendi şiirlerimden oluşan üç sayılık Fütursuz Fanzin adında bir şiir fanzini çıkardım. Şu sıralar belgesel fotoğraf ve resim alanında çalışmalarımı geliştirmeye çalışıyorum. Bir de olabildiğince eski basım şiir kitapları biriktiriyorum. Kitabın hayatımdaki yerine dair birisi aylar önce bana ‘kitaplarda yaşadığımı’ söylemişti. Haklı olabilir ama sanmıyorum, kitaplarda değil de kitaplarla yaşıyor olabilirim. Şu sıralar hayatımda daha çok Oğuz Atay, Ahmet Arif ve Althusser var.

Yayınevimizden nasıl haberdar oldunuz? İlk izlenimleriniz nelerdi?

Galatasaray’da uğradığım bir sahaftan öğrendim Ve Yayınevi’ni. Oza‘yı sormuştum. O da bana tekrar basıldığını söyledi. Voznesensky’nin Oza‘sının tekrar nefes almaya başladığını duyunca elbette heyecanlandım.

İlk edindiğiniz kitabımız hangisiydi? Kitabı edinme hikâyenizi ve bu kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca bizimle paylaşabilir misiniz?

Biraz klasik bir tanışma olacak sanırım ama ben de Oza‘yı ilk defa Özcan Alper’in Gelecek Uzun Sürer adlı filminde duymuştum. Bir adam Diyarbakır’da Oza‘dan bir dize okuyordu: “ne korkunç bir başına düşünmek şimdi seni / daha da korkunç bir başına değilsen oysa.” Sonra Oza‘yı aramaya başladım. Lakin zaten Oza‘nın ilk basımı da çok çok önce çok az sayıda basıldığı için bulmam mümkün olmadı. Daha sonra okul kütüphanelerine baktım. İÜ SBF kütüphanesinde buldum ve kitabı almaya gittiğimde rafta yoktu. Biraz daha rafları araştırdım ama bulamadım. Sonra bir gün SBF’de okuyan değerli bir dostum elinde Oza‘yla geldi. Meğer benden sonra tekrar kütüphaneye gitmiş, kitabı bulmuş ve bana getirmiş. O gün okulda bütün gün elimde Oza ile dolaşmıştım zaten, havalara uçuyordum. Kitabı almam mümkün olmadığı için fotokopisini edindim. Elbette ki sahaflara Oza‘yı sormaya devam ettim. Bir gün yine Oza‘yı sorduğum bir sahaf Ve Yayınevi’nin Oza‘yı yeni bir çeviriyle yayımladığını söylemişti. Hemen internetten araştırdım, ertesi gün de koşa koşa yayınevine gittim. Ben tam birisine “Ve Yayınevi burası mı?” diye sormuştum ki o da yoldan birisini çevirdi. Meğer yayınevinden çıkan son kişiymiş. Ayaküstü Füruğ’dan, Onat Kutlar’dan, Arkadaş Zekâi’den de bahsettik. Bana orada “Kapattık abla, yarın gel.” demediği için kendisine de ayrıca teşekkür ediyorum. Voznesenski, Arkadaş Zekâi ve Özge Dirik’i de alarak ayaküstü yapılmış güzel bir sohbetle ayrıldım. Voznesenski hem önemli bir Sovyet şairi hem de kitaplarında felsefi ve politik örgüler çok fazla; bir yerde aşktan veya bir yerde diyalektikten bahsederken bir yerde Stalin’e sövebiliyor.

Kitaplarımızın tasarımını (kapak, sayfa vs.) beğendiniz mi?

Kitap tasarımı kitapta önemsediğim bir şey değildir. Ama özellikle kitapların kalın kapaklı oluşu ve özellikle benim gibi kitapları her yerden çıkan birisi için çok çabuk yıpranmaması açısından kullanışlı.

Kitaplarımızın tümü numaralandırılıyor, Türkiye’de ilk defa uygulanan bir kayıt sistemiyle okurlarımıza kendilerindeki nüshayı Kitap Takip Sistemi’mize kayıt ettirme, kitapla ilgili kişisel hikâyelerini paylaşma olanağı sunuluyor. Sistemi kullanmış biri olarak bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Kitap kayıt sisteminde en çok insanların kitaplarla ilgili paylaştığı hikâyeleri sevdim. Bunlar kitaplarla yaşayanların kitapları yaşatan en güzel hikâyeleridir sanırım.

Bir okur olarak yayınevimiz hakkında neler söylemek istersiniz? Beklentileriniz nelerdir? Eleştiri ya da önerileriniz var mı?

Türkçe yazında şiir çevirileri yok denecek kadar az. Hoş, olanlarda da iyi bir çeviri çabası bulmak güç. Belki de Onat Kutlar’ın Füruğ çevirileri gibi gerçekten edebi kaygılarla ve gerçekten itinayla çevrilmiş nitelikli eserleri arıyoruz. Aslında benim beklentim de tam olarak bu. Başka bir çeviride “çiçeklerin döllenmesi” imgesi kullanılırken Onat Kutlar’ın çevirisinde “çiçeklerin sevişmesi” gibi güçlü kullanılmış ve yaşayan imgeler arıyoruz. Aslında üzerine ölü toprağı serpilmiş değil de, evet, tam olarak yaşayan şiiri arıyoruz.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Eh, tekrar hoş geldiniz diyeyim, ama gerçekten hoş geldiniz.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz…

 

Okur Söyleşileri / Mehmet Sarsmaz ile söyleşi

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu Mehmet Sarsmaz. İyi okumalar dileriz…

Mehmet Sarsmaz

“Yayınevinizin ‘başlangıcındaki’ hedefleri doğrultusunda güçlü bir biçimde ilerlediğini görüyorum. Diğer yayınevlerini kıskandıracak bir tasarımla da taçlandırıyorsunuz bu hedefleri. Salt ‘şiir’le değil, ‘şiir eleştirisi’ kitaplarıyla, öykü, roman, deneme dizileriyle de sürdüreceğinizi sanıyorum bu başarılı çizgiyi.”

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

Kendimi tanıtmak için öncelikle “tanımam” gerektiğini düşünüyorum. En zor olanı da bu. Okumaya devam et

Okur Söyleşileri / Nergiz Garibli ile söyleşi

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu Nergiz Garibli. İyi okumalar dileriz…

nergiz garibli

Nergiz Garibli

 

Yaklaşık iki buçuk senedir Andrey Voznesenski’nin ‘OZA’ kitabının peşindeydim. Nereye gittiysem hep olumsuz cevaplar aldım. Bu arayış bir nevi tatlı bir oyuna dönüşmüştü benim için. Anlayacağınız bu kitap bende bir tutku haline geldi zamanla. Ve bu tutkum sayesinde tanıştım yayınevinizle. Ve Yayınevi’nin kitabın harikulade bir basımını yaptığını gördüm ve ilk işim kitapçımdan bu kitabı istemek oldu…

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

Aslından kendimi tanıtmaktan pek hoşlanmasam da biraz deneyeyim. İsmim Nergiz Garibli, dört yaşından beri okur ve yazarım. Okumaya devam et

Okur Söyleşileri / C. Hakkı Zariç ile söyleşi

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu C. Hakkı Zariç. İyi okumalar dileriz…

C. Hakkı Zariç (Foto: Reha Yünlüel)

Sizin duruşunuza sahip, duyarlığınızla özdeş birkaç yayınevi var ki desteklenmeniz gerektiği gün gibi ortada. Okura dayanmak durumundasınız. Okurun güven vermesi gerekiyor. İmge Kitabevi’nin “çok satanlar listesi”nde yayınevinizin kitaplarını görmek, şiirin çok satıldığına tanık olmak derin nefes almama neden oluyor…”

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

Sakin bir mahallede yaşıyor, sakin bir sokakta çalışıyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Bir dönem devlete konuk olarak yaşadım. Okuyup yazmak için on yıla yakın zamanım oldu. Okumaya devam et

Okur Söyleşileri / Miraç Ağca ile söyleşi

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu Miraç Ağca. İyi okumalar dileriz…

Miraç Ağca

Miraç Ağca

“Eser seçimleri ve butik bir yayınevi havasında olması benim açımdan ‘Her an gidip çay içebileceğim bir yer’ izlenimi uyandırıyor. Bunun hep böyle devam etmesini isterim tabii. Yerinizde sayın demiyorum elbette, daha çok büyüyün, daha çok kitap basın ama kapınız açık olsun.”

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

İsmim Miraç. Sanat Tarihi öğrencisiyim. Yalnızlar Mektebi edebiyat dergisinde hikâyeler yazıp, naçizâne Eski Türkçe çeviriler yapıyorum. Kitaplarla aram oldukça iyi. Bursa’da arkadaşlarla sahaf açma projemizi bugünlerde hayata geçirmek üzereyiz. Kitap varsa, umut vardır. Okumaya devam et

Okur Söyleşileri / Hasan Aydın ile söyleşi…

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşilerimizin ikincisini Hasan Aydın ile yaptık. İyi okumalar dileriz…

Hasan Aydın

Hasan Aydın

“Her şeyden önce şu an bulunulan yayım çizgisinin devam etmesi en büyük arzum . ‘Ve’ye sahip çıkması gerekiyor biz okurların. Yeni çalışmalar için bu çok önemli. Yayın sektörünün kolay bir iş olmadığını iyi biliyorum. Hele bunun devamlılığını sağlamak daha zor. İşte tam da bu noktada bize eski/yeni şeyler sunan bu yayınevine sahip çıkarak biz de üzerimize düşeni yerine getirme rahatlığında kitaplarımızı okuyabiliriz Ve’den.”

Okumaya devam et

“Kitap Estetik Bir Nesnedir”

Kitap Estetik Bir Nesnedir

BirGün gazetesi, 11.08.2014, s. 14

Genel Yayın Yönetmenliğini günümüz şiirinin özgün ve üretken isimlerinden Kenan Yücel’in üstlendiği Ve Yayınevi, şiir-edebiyat dünyasına taze bir soluk, farklı bir ses getirmiş bulunuyor. Ve Yayınevi, genç yaşta yaşamına son veren Özge Dirik’in tüm şiirlerini özenli bir çalışmayla derleyerek Nokta Durağı adıyla, Özdemir İnce’nin elli yıl önce yayımlanan ilk şiir kitabı Kargı‘yı, Elli Yıl Sonra ‘Kargı’ adıyla, yirmi beş yaşında bu dünyadan ayrılan Arkadaş Z. Özger’in şiirlerini Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası‘ adıyla okurla buluşturdu. Büyük ilgi uyandıracağına inandığımız bu önemli yapıtları Kenan Yücel’le konuştuk..

Söyleşen: İsmail Biçer

 

İsmail Biçer: Yayıneviniz hangi anlayıştan yola çıkarak hayat buldu; onu benzerlerinden farklı kılacak unsurlar neler olacaktır?

Kenan Yücel: Çok teşekkür ederim. Uzun zamandır düşündüğüm, üzerine kafa yorduğum bir projeydi. Nasıl yapıldığını yakından gördüğüm için nasıl yapılmaması gerektiğine ilişkin her şey kafamda netleşmeye başlamıştı. Uzun bir hazırlık süreci sonrasında taşlar yerli yerine oturdu. Bir görgü süreci diyebilirim buna. Yayıncılık üzerine okumalar, birçok yayıncıyla yapılan görüşmeler, tasarım üzerine kafa yormalar, ülkemizin yayıncılık geçmişinde yer alan iyi örneklerin etüt edilmesi önümüzü görmemizi sağladı. Memet Fuat’ın De Yayınevi, Ferit Edgü’nün Ada Yayınları özel bir ilgiyle incelediğimiz örnekler oldu. Kitabın estetik bir nesne olduğu genelde es geçilir. Ve Yayınevi olarak nitelikli içerikleri estetik bir tasarımla okura sunmak için yola çıktık, düşleri kanatlandıran kitaplar yayımlayacağız dedik. Butik bir yayınevi tasarladık. Yayımlanmayı bekleyen, üzerine eğilinmemiş, değer verdiğimiz bazı kitap projelerini öne aldık. Altının çizilmesi gereken, önemli olduğu halde dönemin hay huyu içinde gözden kaçırılmış kimi kitapları da… Okumaya devam et

Okur Söyleşileri / Serkan Murat Kırıkcı ile söyleşi…

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşacağız. Bu söyleşilerin ilkini Serkan Murat Kırıkcı ile yaptık. İyi okumalar dileriz…

Serkan Murat Kırıkcı

Serkan Murat Kırıkcı

“Kitapçılarda şiir bölümünün, raflarının en atıl yerlerde olduğu ve önemsenmediği bir dönemde sadece kitapların çıkması bile önemli bir şeyken, yayınevinin yaptığı iş çok büyük… Hatta Don Kişot’luk… Beklentim öncelikle, aynı çizgi ve kalitenin sürmesi…”

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

75’liyim… Kendi zevkini tatmin etmek üzere, hobilerini işe çevirerek yaşamaya çalışan biriyim. Grafikerlikle başlayarak gazetecilik, radyoculuk, film eleştirmenliği, editörlük yaptım, bir dönem fanzin çıkardım. Bu serüvenlerden sonra şu sıralar fotoğrafçılık yapıyorum. Bir de 2006’dan bu yana “Kayıp Paylaşımlar Koleksiyoncusu” adlı blogum var… Okumaya devam et

Sahi, sizdeki kaç nolu nüsha?

Yayınevimizin yayımladığı kitaplar tek tek numaralandırılmıştır. Numara, kitapların en son sayfasındadır. Sahi, sizdeki kaç nolu nüsha? Bir form doldurarak kitabınızı kendi adınıza kaydettirebilirsiniz. Bunu yapmak kimi sürprizlere yol açabilir, bizden söylemesi.

İsterseniz hemen kayıt olun: www.veyayinevi.com/kitap-takip-sistemi