Öteki Amerika’nın Şiirleri: Martin Espada (Sabri Kuşkonmaz)

Martin Espada, hiç bir yerde görmediğimiz Amerika’yı anlatıyor; acımasızca sömürülen evsizler, göçmen tarım işçileri, yoksullar, kira parasına yaşamaya çalışanlar, hastalar, kimsesizler…

Edebiyatın tek paltosu Gogol’un Palto adlı öyküsüydü. Bu eserin dili, içeriği; anlattığı küçük insanın hayat parçacıklarından büyük bir yapıtın çıkması, Dostoyevski’ye neredeyse bu roman kadar ünlü sözü söyletmiştir: “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.”

Şairin Paltosu, Martin Espada

İçinde bulunduğumuz güncel koşullarda, kabile/klan kültürü ve buna uygun davranış biçimlerini örnek alabileceğimizi düşünüyoruz. Bu bağlamda örneğin, Amerika’nın (Amerika Birleşik Devletleri anlamında) dünyaya baştan beri yapıp ettiklerini yargılarken, Amerikan yazarlarının işlenen bu suçların kefaretini ödeyip ödemediği –yanlış- tartışmasını gündeme taşıyabiliriz. Dünyaya zulüm eken bu imparatorluğun karanlık yüzünün dışında, örneğin edebiyat alanında ortaya konan yapıtlarla insanlığa çektirilenler arasında bir mahsup mümkün müdür? Bir başka yönden söylersek; bu ülkenin dünyaya verdiği zararlarla, olumlu etkilerinin mahsubunda, hesap hanesi insanlık için karda mıdır, zararda mıdır? Normal zamanlarda, böyle sapla samanın karıştırıldığı sorular saçmadır. Ama ülkemizde artık sapla saman karıştırılıp, akıl balığı çoktan kavağa çıkarıldığı için böyle bir akıl yürütmeyi akla getirebiliyoruz.

Farklı bir yönde, şöyle bir karşılaştırma da yapabilirdik: 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ortalarına kadar görülen büyük Amerikan yazarları kuşağı ile şimdiki zamanda durum nasıldır? Jack London, Mark Twain, Melville, Emily Dickinson, John Steinbeck, Poe, Eliot, Walt Whitman, e.e.Cummings, Faulkner, Hemingway… listeyi uzatabiliriz. Edebiyatın kulvarında böyle bir terazi kurmak çok hakkaniyetli olmaz elbet. Ayrıca benzer karşılaştırmayı dünyanın başka ülkeleri ile de yapabiliriz.

Martin Espada, Şairin Paltosu, Amerikan şiiri, Amerikan şair,

Martin Espada

Şair Martin Espada estetik ve poetik düzlemde iktidarla hesaplaşmasını yapıyor

Aslında böyle kafa karıştırıcı hesaplara ve karşılaştırmalara gerek olmadığını, bir şiir kitabı yalın bir biçimde gösteriverdi! Anlatmaya çalıştığımız mahsup işlemini ve kurmaya çalıştığımız teraziyi ortadan kaldıran bir şair Martin Espada. Kitabı Şairin Paltosu ile şimdi edebiyatta palto sayısını çoğalttı. Sadece palto sayısını çoğaltmak değil elde edilen, en beylik söyleyişle, şair “öteki” Amerika’nın şiirleriyle karşımızda. Bu açıdan da, Amerika’nın dünyaya yapıp ettiklerine karşı şair ve şiirleri suçu azaltan, bir hafifletici neden etkisi yaratan şiirler olmak şöyle dursun, tam tersine, Amerika’nın içerdeki “suçlarını” gösteren örneklerle bir ağırlatıcı neden olma sonucuna götürüyor bizi. Demek ki bu hesapta da ülkelerle ülkeleri değil, ezen ezilen diyalektiğine göre bir hesap ve hesaplaşma yapmak gerekiyor. Yani Martin Espada, bize Amerikan’ın içerdeki acımazlığını somutlukla gösteriyor ve bu açıdan da “ülke puanını” yükseltmiyor.

Şair Martin Espada estetik ve poetik düzlemde iktidarla hesaplaşmasını yapıyor. Günümüz şiiri için dilde, anlatım ve içerikte içe dönme/ bükülme ve hatta uzaya, boşluğa bükülme iddialarını ben de dile getirmiştim. Bunun karşısında, farklı yaratımlarla birlikte şimdiki zamanın insanını anlatıp çözümleyen, somut ve soluk alan şiirlerin de olması/yazılması gerektiğini yönünde görüşlerimizde ısrar edip durmuştuk. Bütün bunlara yanıt Martin Espada’dan geldi. Şair, hiç bir yerde görmediğimiz Amerika’yı anlatıyor; acımasızca sömürülen evsizler, göçmen tarım işçileri, yoksullar, kira parasına yaşamaya çalışanlar, hastalar, kimsesizler… kısacası tüm ötekiler…

Şirin hayata ve insana tanıklığı

Şiirin hayata ve insana tanıklığında söz edilir. Son zamanlarda bırakın şiiri ve şiir çevirmeyi, her hangi bir şey yazmanın bile suç mahallinde yakalanmak sayılacağı sınırlarda yaşıyoruz. Tanıklık bile suçlulukla eşit hale geldi. Öyle ki, “Çağının tanığı değil, sanığı ol” diyen Arif Damar’ın özlü sözünün ve öngörüsünün aşıldığı bir zamandayız. Yani sanıklık ile tanıklık artasındaki sınırı dünyanın ve ülkenin muktedirleri kaldırdı. Herkesin, başta kamusal alan olmak üzere tüm genel ve özel alanlardan kaçışması isteniyor, “Aman kaç şahit yazmasınlar…” paniğidir istenen. Hal böyleyken, bize İlyas Tunç Martin Espada’yı getirmiş. Kitabı yayımlayan Ve Yayınevi.

Çeviriyi yapan İlyas Tunç’u da ayrıca ve özellikle kutlamak gerek. Şiirin bu denli kıyıya itildiği bu zamanlarda, Martin Espada şiirlerinden doyurucu bir seçki oluşturmuş. İlyas Tunç, kitabın girişinde Martin Espada ve şiirini anlatan yazısıyla da ayrıca çok yararlı bir iş yapmış. Çünkü Martin Espada’yı bu çeviri ile tanıdığımı da itiraf etmeliyim.

Sabri Kuşkonmaz, Kitap Eki, 24 Mart 2016

Martin Espada: Palto gibi bir şiir (Doğan Sevimbike)

Şair Martin Espada, Şairin Paltosu

“Ve Yayınevi güzel kitaplar basmaya devam ediyor. Şiir kitapları sadece şiirlerden oluşmuyor, çevirmen-yazar söyleşileriyle ve yazar hakkında geniş bilgi sunumuyla, şairin ve şiirin dünyası hakkında düşüncelerimizi zenginleştiriyor.”

Doğan Sevimbike, Şairin Paltosu hakkında yazdı.

 

“Ama, isyan

Yörüngesidir bir sevgilinin parmaklarının,

Kıpırdamaya, durmadan örmeye

Devam etmesi gereken.”

Martin Espada: “Şair, yazar, çevirmen. 1957’de Brooklyn, New York’da Doğdu. Porto Rico Kökenli bir ailenin çocuğuydu. Northeastern Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre ücretsiz kira avukatlığı yaptı. Massachusetts Üniversitesi’nde profesör; hukuk ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor. Çağdaş Amerikan şiirinin önde gelen isimlerinden Martin Espada “Kuzey Amerikalı şairlerin Neruda’sı olarak tanımlanmaktadır. Imagine of the angels of bread (1996) adlı kitabıyla Amerikan Kitap Ödülü’nü kazandı. Ayrıca makalelerini içeren Zapata’s Disciples adlı kitabıyla Bağımsız Yayınevleri Kitap Ödülü’nü aldı. Paterson Şiir Ödülü, PEN/Revson Şiir Ödülü, Robert Creeley Ödülü aldığı diğer ödüller arasında sayılabilir.” (Şairin Paltosu adlı kitaptan).

İlyas Tunç’un, ustaca çevirisiyle ortaya çok güzel bir eser çıkmış

Şiir çevirisi hayli zor iştir, şiirin yazıldığı dil; dilin teknik yapısı ve sözcük zenginliği ile değişir anlam kaybeder yada anlamı güçlenir. Bu sebeple şiir için en az çevrilen yada çevrilse de özgün dilindeki etkiyi bulamayan bir edebiyat alanı da diyebiliriz. Fakat bu kitap için aynı şeyi diyemeyeceğim. Şiirleri okudukça bazen Türk bir şairden okuyormuşum hissine kapılıyorum. En az şair kadar çevirmen de önemlidir. İlyas Tunç’un, ustaca çevirisiyle ortaya çok güzel bir eser çıkmış. Şunu da eklemeliyim; şiir bir dilin en zengin en güzel halidir ve çeviri; özellikle şiir çevirisi bambaşka bir şey, şiir yeniden yaratılıyor kelimeler daha da güçleniyor. Bunun sebebi olarak şairin ve çevirmenin aynı dünya özlemini aynı ufku paylaştığını ve aynı gerçekleri gördüğünü düşünebiliriz. Başka türlüsü de olmazdı herhalde.

Şairin Paltosu, Martin Espada

Politik İmgelemin Şairi

Martin Espada şiirlerinin konusu her şey çünkü insana ait ne varsa ona yabancı değil; bağımsızlık, sömürgeler, Amerika’daki siyahiler, taksiciler, garsonlar, işçiler, kilise çalışanları, dul kadınlar, terk edilmişler, savaşlar, köylüler, gerillalar, faşist iktidarlar, yolculuklar, sevgililer, aşk ve devrimler…  Kitap, Martin Espada’yı iyi tanımamız için ilk olarak İlyas Tunç’un “Politik İmgelemin Şairi” adlı bir makalesiyle başlıyor. Walt Whitman’dan Pablo Neruda’ya uzanan Langston Hughes ve Allen Ginsberg’i de kapsayan bir geleneğin devamcılarından biri olarak ifade ediyor kendini ve yine kendi tabiriyle “ben kocaman bir ağacın ufak bir dalıyım” diyor; kitabın sonundaki “Martin Espada’yla Söyleşi” kısmında. Nâzım Hikmet hakkındaki düşünceleri de gene bu keyifli söyleşide yer alıyor. Kitapta Ömer Hayyam’la tanışmasını anlattığı bir şiiri bile mevcut. Palto yapar gibi şiir yazıyor; ve gene büyük bir paltonun içinden çıkıyor, başka bir palto yapmak için sözcükleri ve dünyası…

“Bu palto gibi bir şiir yazmak istiyorum,

düğmeleri, cepleri, çimen rengi kumaşıyla,

öksürükten boğulan bir adama bir palto kadar yararlı bir şiir.

Öğret bana.”

Ve Yayınevi güzel kitaplar basmaya devam ediyor. Şiir kitapları sadece şiirlerden oluşmuyor, çevirmen-yazar söyleşileriyle ve yazar hakkında geniş bilgi sunumuyla, şairin ve şiirin dünyası hakkında düşüncelerimizi zenginleştiriyor; bu sebeple bir şiir-sanatı bir poetika kitabı olarak da görülmeli, okunmalı.

Doğan SevimbikeKirpi Dergi

Martin Espada “Şiir Atlası”nda (Cumhuriyet Kitap)

Martin Espada

Cumhuriyet Kitap, 24.9.2015, S. 1336, s. 22

Seçilmiş şiirlerini yakında Şairin Paltosu adıyla, İlyas Tunç’un değerli çevirisiyle yayımlayacağımız şair Martin Espada, bugünkü (24.9.2015) Cumhuriyet Kitap‘ta, Cevat Çapan’ın hazırladığı Şiir Atlası köşesinin konuğuydu. Okumaya devam et