Kaan İnce ölmemeliydi (Gültekin Emre)

Kaan İnce

GİZDÜŞÜM (Gizdüşüm / Ka n / Birinci Defter), Kaan İnce

“Bu kitap, bu şiirler sanki ülkemizin, yaşamımızın kapkara bir aynası; hem görünen hem görünmeyen hem gözüken hem gözükmeyen.”

 

Çarşamba. Kaan İnce (1971-1992) bir efsaneye dönüştü. Ankara’daki İzlek dergisinin yayın yönetmeni Nizamettin Uğur, onu, şiirini ve onun yakın arkadaşlarını en iyi tanıyanlardan. “Kaan İnce, İnce Bir Kalp Ağrısı” yazısını okuyunca, sonra da Kenan Yücel’in titiz çalışmasıyla ortaya çıkan Gizdüşüm’deki (Ve Yayınevi, 2016) şiirleri tekrar tekrar gözden geçirince anladım ki, bir şaire intihar yakışır demeyeceğim ama şunu diyeceğim, Kaan İnce ölmemeliydi. O öldü ya da onu öldürdüler. İntihar bir insanlık suçu sayılır mı bilmem ama, kimi suçlayacağımızı bir bilebilsek; ölüm böyle gelmemeli. Ama geliyor ya getiriliyor. Şairin el yazılı şiirlerini okuyup üzülmeyecek, acı çekmeyecek birilerini düşünmek istemiyorum. Fotoğraflarına bakarken de benzer duygular yakama yapışıyor. Bu kitap, bu şiirler sanki ülkemizin, yaşamımızın kapkara bir aynası; hem görünen hem görünmeyen hem gözüken hem gözükmeyen. “Sepetlenir gecede suretim / Kopan sızımdır yaramdan acıyla” (“Suretim”). “Bu ince sızılı yaşam benim” (“Korku”) diyor ya Kaan İnce, aslında hepimizin, o dinmeyen, giderek büyüyen korkular, yaralar, sızılar.

Gültekin Emre, Varlık,  Eylül 2016, s. 111-112

Kaan İnce (Can Binali Aydın)

Kaan İnce

Moral Değerler Denizi*

 

11 Ağustos / 92’/ 05:00 / Kadıköy

 

Kaan, gökyüzünde asılı kaldı.

Kaan, yarası ardında başının.

 

”Yahya, kuruyemişçi arkadaş; bana sordu bilmiyorum dedim, bir şey diyecek gibi oldu, vazgeçti. Sonra ben yürüdüm, Yahya peşimden geldi. Çay ocağına girdik, ben girince herkes sustu. ‘Kaan’dan haber var mı?’ Dedim, herkes sustu…

Cebeci’den Kavaklıdere’ye kadar yürüdüm. İntihar edecek biri değildi. Yaşama sevinci dolu, hayata bağlı, ümit dolu bir adamdı. Şiirlerinin hepsini okudum, daktilo ettim. İntihar edebileceği hiç aklıma gelmedi. Bizim dönem buhranlı dönem, bir sürü kişi vardı eğilimi olan;  ama bir liste yapsak en sona Kaan’ı yazardık.

Mahalleden Kaan’ı tanıyordum, şair Kaan’ı hiç tanımamışım.”

Ercüment Özdemir

Okumaya devam et