Ülkü Başsoy ile Söyleşi (Peyniraltı Edebiyatı)

Ülkü Başsoy açılış konuşmasını yaparken, elinde Anacığım Merhaba kitabı. Çanakkale.

Ülkü Başsoy

Söyleşi: Oğuzhan Yeşiltuna

Peyniraltı: Şairin size yolladığı mektuplardan, kartlardan ve Ece Ayhan şiiri hakkındaki enfes yazınızdan oluşan Anacığım Merhaba’da şairden bir alıntı özellikle öne çıkıyor: “aldırma, yaşam bu, çıkar yol başlangıçta da yoktu ki.” Gerçek dostlukların da yaşam için birer çıkar yol olduğunu düşündüğümüzde, Mülkiye’de, neredeyse yaşam boyu sürecek dostluğunuzun temeli nasıl atıldı? Yollarınızın birbiriyle kesişmesi nasıl oldu?

Ülkü Başsoy: “Aldırma, yaşam bu, çıkar yol başlangıçta da yoktu ki” söylemi/düşüncesini Ayhan bana yurt dışına [Buenos Aires] 29 Ağustos 1965 tarihiyle gönderdiği mektubunda yazmış. Yaklaşık bir yıl önce yaşamımın en sevdiğim kişisi 21 yaşındaki Mülkiye 3. sınıf öğrencisi kardeşim Savaş Başsoy’u kaybetmişim, haberim yok! Bana onu haber veriyor. Olayı benden saklamış olanlara kızıyor, “ama ben yazmayacak hayvan değilim,” diyor.

Söylem, 1950’lerin ortalarına doğru bize egemen olan -aslında çok da iyi bilmeden- Camus, Sartre, Kafka (o yıllarda bir de Ezra Pound, T.S. Eliot ve Lorca var) karamsarlığının bir izdüşümü. O günlerin gençlik heyecanı içinde kendimizi biraz da isteyerek kaptırdığımız yaşamın güçlüğü, çekilmezliği, karayı, karamsarlığı sevme ve “kurtuluşu” intiharda görme – bulmayı isteme eğilimimizin göstergesi (bu arada Demir Özlü’nün Bunaltı’sı çıkmıştı, sanırım yıl 1958). Yaşamını “intihar”la sonlandıranları övüyoruz, onlara öykünüyor, onları kahramanlaştırıyoruz. Bu duygu/düşünce içimizde (Anacığım Merhaba’da sözünü ettiğim dörtlü yumak Üner Birkan, Ece Ayhan, Aydoğan Tuncer ve Ülkü Başsoy) en çok Ayhan’ı etkilemiş durumda; ara sıra Ayhan’ın kendisine bir şey yapacağından çekiniyor, onu kolluyoruz. Kitapta da değindim, sonunda Ayhan bir intihar girişiminde bulunuyor ama nedeni Ayhan’ın belirttiği “yaşamda çıkar yol bulunmadığı” konusu değil. Okumaya devam et