Sonbahar: Bir hayalin sessiz çığlığı (Türker Körük)

“Birkaç gün önce Ve Yayınevi’nden çıkan Özcan Alper’in senaryo kitabı ‘Sonbahar’, en az filmi kadar etkileyici ve en az onun kadar epik bir anlatı yapısında. ”

Sonbahar (KAPAK)

Epiğin bir anlamı da, bir toplumun tarihinde yer etmiş olayların, o toplu üzerindeki etkisinin yazılı, sözlü ya da görsel anlatımı…

20. yüzyılın son çeyreği, Türkiye’nin belki de tarihinin en karanlık yıllarını kapsar. Yönetmen Özcan Alper, ilk filmi Sonbahar (ve bir sonraki filmi Gelecek Uzun Sürer’de), seksenli ve doksanlı yılların öğrenci hareketleri, Sovyetler Birliği’nin çöküşü, açlık grevleri, siyasi ortam, Diyarbakır, faili meçhulller ve ağıtlar üzerinden Türkiye’nin bir 20. yüzyıl son çeyreği epiğini yaratıyor ve yaratmaya da devam ediyor (Rüzgârın Hatıraları).

Sonbahar, Çehovyen bir dramanın ötesinde, içselleştirilmiş bir hayalin sessiz çığlığı. Okumaya devam et