Sonbahar: Bir hayalin sessiz çığlığı (Türker Körük)

“Birkaç gün önce Ve Yayınevi’nden çıkan Özcan Alper’in senaryo kitabı ‘Sonbahar’, en az filmi kadar etkileyici ve en az onun kadar epik bir anlatı yapısında. ”

Sonbahar (KAPAK)

Epiğin bir anlamı da, bir toplumun tarihinde yer etmiş olayların, o toplu üzerindeki etkisinin yazılı, sözlü ya da görsel anlatımı…

20. yüzyılın son çeyreği, Türkiye’nin belki de tarihinin en karanlık yıllarını kapsar. Yönetmen Özcan Alper, ilk filmi Sonbahar (ve bir sonraki filmi Gelecek Uzun Sürer’de), seksenli ve doksanlı yılların öğrenci hareketleri, Sovyetler Birliği’nin çöküşü, açlık grevleri, siyasi ortam, Diyarbakır, faili meçhulller ve ağıtlar üzerinden Türkiye’nin bir 20. yüzyıl son çeyreği epiğini yaratıyor ve yaratmaya da devam ediyor (Rüzgârın Hatıraları).

Sonbahar, Çehovyen bir dramanın ötesinde, içselleştirilmiş bir hayalin sessiz çığlığı.

Politik bir film değil Sonbahar. Doksanların sarsıcı gerçeğinde beslenen, haykıran, konuşan bir film de değil. Doksanların politik ortamının insan hayatı üzerinde yarattığı izlerden bakış açısını konumlandıran yönetmen, politik ortamı arka planda tutsa da, sert ve bir o kadar da içli bir doksanlar portresi hatırlatıyor.

Öğrenciyken girdiği cezaevinden on yıl sonra (bir hastalık sebebiyle) çıkan Yusuf, Batum’dan gelen ve fahişelik yaparak para biriktirmeye çalışan Elka… Bu iki karakterin sıkışmışlığında hikaye yapısını kurmaya çalışan yönetmen; sosyalizm, aile, arkadaşlık, özgürlük ve sessizliğe de bir güzelleme yapıyor adeta. Karadeniz’in dokunaklı atmosferinin bir şiir gibi görsele döküldüğü Sonbahar, senaryosu okunduktan sonra tekrar izlenmesi gereken bir film.

Özcan Alper için bir ilk filminin bu kadar iyi olması diğer filmlerini gölgede bırakıyor mu bilinmez ama neredeyse yazılan tüm sahnelerin filmde de görülebildiği, birçok sinema yazarı, eleştirmen ve gazeteciden de film hakkında alıntıların olduğu, Yesenin, Mayakovski, Lermontov, John Berger, Yuri Trifonov, Ayvazovski, Gustav Courbet gibi bir çok sanatçının fark edemediğimiz izlerini taşıyan senaryosunda ve yönetmenle yapılan söyleşilerde, Sonbahar yeni nesil bir yönetmeni tanıma fırsatı sunuyor okura.

Türker Körük

Kaynak: sanatatak.com

Bir yorum yazın