Arka sokaklarda değişen bir şey yok (Seray Şahinler Demir)

Adnan Veli’nin aktardıkları, İstanbul’un arka sokaklarında hâlâ daha değişen pek fazla bir şey olmadığını gösteriyor bize. Kanık ailesinin cevherlerinden biriyle tanışmak isteyen, dönemin İstanbul’u ve gazetecilik serüveni hakkında bilgi edinmek isteyenler için güzel bir fırsat… Adnan Veli ile tanışmaya, İstanbul’un arka sokaklarına dalmaya hazır mısınız? Maceraya hazır olun.

Adnan Veli

Adnan Veli Kanık, Orhan Veli’nin erkek kardeşi. Aralarında iki yaş var. Ağabeyini tanımayan yok fakat edebiyat ve tarih meraklıları Adnan Veli’nin de gazeteci ve yazar olduğunu bilir. Ağabeyi kadar meşhur olmasa da Adnan Veli döneminin önde gelen gazetecileri ve mizah yazarları arasındaydı. İstanbul Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alan Adnan Veli, 1949 yılından Vatan gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Akbaba, Dolmuş, Karikatür, Taş, Papağan gibi mizah dergilerinde yazılar ve hikayeler kaleme aldı. Ayrıca İstanbul Radyosu için radyofonik skeçler yazdı.

Bir süre casus olduğu iddiasıyla hapse girdi. Ankara Merkez Ceza ve Tutukevi’nde yatarken takma adla bir yazı dizisi hazırladı ve bu dizi “Mapushane Çeşmesi” adlı belgesel hikâyesi olarak yayımlandı. Aynı yıl kitap haline dönüştürüldü. Adnan Veli, yedi yıl sonra hapisten çıktı ve gazetecilik yaşamına geri döndü.

Tefrikanın ilanı, Hayat Mecmuası, 8.2.1957, S. 18

87 GÜN TEFRİKA EDİLMİŞ

İşte Adnan Veli’nin 17 Şubat 1957 tarihinde Vatan Gazetesi’nde 87 gün tefrika edilen yazı dizisi “Batakhane İnsanları” uzun yıllar saklı kaldığı yerden çıktı ve bugünün okuruyla buluştu. Ve Yayınevi tarafından yayıma hazırlanan eser İstanbul’un pek bilinmeyen, karanlıkta kalan, hep merak edilen, maceralar ve trajedilerle dolu dünyasına götürüyor bizi. Bir röportaj-hikâyeden oluşan bu yazı dizisinin hikâyesi de oldukça ilginç. Adnan Veli, kimliğini gizleyerek şehrin bazen izbe bazen merkezi noktalarındaki kumarhane, bar, genelev gibi noktalarına gidiyor. Burada yaşadıklarını ve gözlemlediklerini yazıya döküyor.

Kitabın konusuna gelince… İstanbul Batakhaneleri, kumarbazı, külhanbeyleri, uyuşturucu bağımlıları ve kadın satıcılarını merkezine alan bir çalışma. Hepsi birer belge niteliğinde denebilir. Adnan Veli Kanık, İstanbul’un arka semtlerine giriyor ve burada dönen dolaplara dikkat çekiyor. İlk öyküsü “Bir Gece Baskını”nda bir hafiye gibi çalışıyor ve İstanbul’un arka sokaklarına sızıyor. Bu öyküde polis kılığında karşımıza çıkarak bir kumarhane baskınına katıldığını görüyoruz. Üç buçuk saat bir damda buz gibi kiremitlerin üzerinde operasyon için bekliyor. Ve Komiser Talat ile birlikte evin içine girerek kumar masasını dağıtıyorlar. İçlerinde önde gelen işadamlarından Sinan Defneli de var. Defneli’nin yaşam öyküsü Adnan Veli’yi etkiliyor. Ve böylece onun izini süren başka bir maceraya daha atılıyor. Adnan Veli’nin yaptığı sıradan bir anlatı değil. Bir gazeteci olarak sorumluluk üstleniyor ve şehirde yaşanan ahlaki yozlaşmanın peşine düşüyor. Her olayda bir soruna dikkat çekiyor. Bu metinde daha çok kazanma hırsının verdiği sonuçlara ve bunların hayata olan etkisine odaklanıyor. Kumarın yaygınlaştığını, kulüplerin kumarhane olarak işletildiğini, özellikle zengin tabakada bu tür kumar partilerinin yaygın olduğunu söylüyor.

BUNCA ŞEYE RAĞMEN SİZİ KİM ALIR ADNAN BEY?

“Muhabbet Tellalları Toplanıyor” başlıklı hikâyesinde ise İstiklal Caddesi’ndeki fahişelerin varlığına dikkat çekiyor. Yine kılık değiştirerek arka sokakların yolunu tuttuğunu görüyoruz. Bu kez, Ispartalı Davut oğlu Abdürrahim olarak karşımıza çıkıyor. İçkili bir lokantaya girerek bir kadın aradığını dile getiriyor. Lokantada çalışan garsonların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmayı ve kenar mahallelerde yaşanan fuhuş vakasının boyutlarını ortaya koymayı amaçlamış. Kadınlarla yüz yüze görüştüğüne tanık oluyoruz. Kitabın son bölümlerinde ise Adnan Veli’nin okuyucularla bir konuşması var. Burada yazarın bir bölümde işlediği Lale’nin hikâyesine değiniyor. Okurlar Adnan Veli’nin Lale ile aşk yaşayıp yaşamadığını sormuş. Dolayısıyla tefrikanın en merak edilen konusu Lale olmuş. Yine bu bölümde Adnan Veli bir okuru ile arasında geçen anısını paylaşıyor. Yazara telefon açan okuru: “Beyefendi, biliyor musunuz ki sizin evlenmeniz artık enikonu güçleşti. Bu kadar batakhaneye girip çıktıktan, bu çeşit maceralar içinde yaşadıktan, üstelik bunları da bütün tafsilatıyla gazete sütunlarında anlattıktan sonra sizi kim alır Allah aşkına?” demiş.

İstanbul Batakhaneleri, Adnan Veli Kanık

EDEBİ ANLATIMI DİKKAT ÇEKİYOR

İstanbul Batakhaneleri için gazetecilik deneyiminin yanı sıra edebi yapıt da denebilir. Adnan Veli’nin anlatımı macera romanı tadında. Olay örgüsü ve akışı çok güçlü. Esere bir röportaj-hikâyeden ziyade öykü havası veriyor. Bir an Orhan Veli’yi anımsıyoruz ve yüzümüzde hafif bir gülümseme oluyor.

Kitap bir belge izdüşümü olsa da görsel olarak bir tablo çizemiyor. Batakhanelere sızarak rol yapan Adnan Veli’nin yaşadıklarını fotoğraflaması elbette imkânsızdı. Bu noktada Mümtaz Arıkan devreye girmiş. Arıkan kitap için özel çizimler hazırlamış. Bu resimler kitabı canlandırırken hikâyelerin dokusuna da hizmet ediyor.

Adnan Veli, bu röportajlarını kitap olarak yayınlanıp yayınlanmayacağını soran bir okuruna olumsuz yanıt vermiş. Okurun hakkı bugün bize düşüyor.

Adnan Veli’nin aktardıkları, İstanbul’un arka sokaklarında hâlâ daha değişen pek fazla bir şey olmadığını gösteriyor bize. Kanık ailesinin cevherlerinden biriyle tanışmak isteyen, dönemin İstanbul’u ve gazetecilik serüveni hakkında bilgi edinmek isteyenler için güzel bir fırsat… Adnan Veli ile tanışmaya, İstanbul’un arka sokaklarına dalmaya hazır mısınız? Maceraya hazır olun.

Seray Şahinler Demir, Yeni Şafak Kitap Eki, 11.4.2018

Bir yorum yazın