Efsane şairi: Nima Yuşic (Nazlı Yıldırım)

Modern İran şiirinin kurucusu

Modern İran şiirinin kurucusu Nima Yuşic, 12 Kasım 1896’da Yuş köyünde doğdu. Zatürreeye yakalanan şair 1960’da Tahran’da vefat etti. Ve Yayınevi’nden çıkan Ey İnsanlar adlı özenle seçilmiş şiirlerinden oluşan eser, M. Bülent Kılıç’ın çevirisiyle ilk kez Türkçede yayımlanıyor. Türkçeye kazandırılan Nima Yuşic’in şiirleri yeni bir bakış getiriyor. Yaşamını şiirlerine yerleştiren Ey İnsanlar adlı eserde M. Bülent Kılıç’ın “Çağdaş İran Şiirinin Kurucu Şairi: Nima Yuşic” ve “Nima’nın Şiire Getirdiği Biçimsel ve Özsel Yenilikler Üzerine” adlı iki yazısı da bulunuyor. Diğer bölümlerinde yer alan Ahmet Şamlu, Feridun Moşiri ve Furuğ Ferruhzad’ın şair hakkında yazdıkları yazıları yer alıyor. “Nima Yuşic’ten Mektuplar” ve “Albüm” ise devamında gelen diğer bölümler.

“vay bana!

bu kara gecede nereye asayım yamalı ceketimi

ki açayım bağrımı da

boşansın haddinden fazla derdim

saplanınca zehre bulanmış onca kurşun.

vay bana!”

“Efsane şairi”

“Efsane” adlı şiiriyle modern İran şiirinin başlangıcı oldu. “Efsane Şairi” olarak da anılan Yuşic, çağın ve toplumun zihniyetini yansıtmış zamanın şairidir. Kendisinden sonraki birçok şairi etkileyerek öncü olmuştur. Dönem dönem şiirlerinde fark edilen içerik değişiminde; ülkede gerçekleşen siyasi ve sosyal darbeler ile şairin toplumdan uzaklaşması neden olmuştur. İçine çekilen şair, şiirlerinde tabiatı kucağımızda hissettiren duygularını işlemiştir.

“bulutların habercisi ağaç kurbağası, söyle,

ne vakit yağacak yağmur?”

Şairin toplumsal görevi olduğunu savundu

1. Dünya Savaşı şair üzerinde derin etki bırakmıştır. Fransızcayı bilmesi, Fransız şiirinden etkilenmesini ve dünya edebiyatını da yakından takip etmesini sağlamıştır. Avrupa şiiriyle tanışınca İran şiirinde bir yeniliğin olması gerektiğine inanmıştır. Fransız şiirinden etkilenen Nima, aruzu terk ederek serbest ölçüyü benimsemiştir. Geleneksel şiirin etkisinden uzak, gerçekçi bir şiir yaratmıştır. Bu yeniliğiyle iç dünyasına inmiştir şiirin. İran’ın karmaşık bir yapı içerisinde mucize gibi bir çağ yükselmiştir. Şiirde biçimsel devrimi gerçekleştiren Nima, şairin toplumsal görevi olduğunu savunarak fikri ve felsefi konularına da değinen şiirler yazmıştır. Fars şiirinde başlayan “Nima Çağı” kişisel gözlemlerinden oluşan hayal dünyasıyla biriciktir.

Nazlı Yıldırım Aydınlık Kitap'ta Nima Yuşic'in "Ey İnsanlar" adlı kitabı hakkında yazdı.

İran şiirindeki aşırı klasisizm şiiri boğmuştur. Çorak toprakları tazeleyen bir su serinliğinde şiiri yeniden yüceltmiştir Nima. Şiirdeki otoriteyi deviren şair, İran şiirine yeni anlamlar yüklediği konularıyla şiir anlayışını değiştirmiştir. Ezberlenmiş sözcüklerden, biçim ve biçemden, imgelerden çıkarak kendi çağının yaratıcısı olmuştur. Dünya acılarını işleyen şair İran şiirinin “yeni medeniyet”idir.

“Nima gözümü açtı ve ‘bak’ dedi” der Füruğ bir yazısında.

Bunların yanında eleştirel bir anlayış da getirdi İran şiirine. Dünyayı bir şair gözüyle kuşatmış ve şiirlerine işlemiştir. İran’da her türlü baskının sürdüğü dönemlerde dahi yazmaktan geri kalmamıştır. Kardeşine gönderdiği mektuplarında sıkıntılarını dile getirmiştir. İçinde bulunduğu zamanı, yaşadığı durumlar ile ilgili görüşlerini dillendirmiştir. Şairin hayatı boyunca tek bir gayesi olmuştur. Doğduğu köyüne dönebilmek. Nima’nın gözü köydedir her an. Köy şair için her şeydir.

Ölümünden sonra müzeye çevrilen evi, yeni kuşaklara öncü olmuş ve olmaya da devam edecektir. “Nima gözümü açtı ve ‘bak’ dedi” der Füruğ bir yazısında. Şiirini bir hayat görüşü olarak benimseyen şairin, görmemizi çevikleştiren birer dürbündür şiirleri.

“Efsane şairi: Nima Yuşic”, Nazlı Yıldırım, Aydınlık Kitap, 6.1.2017, s. 5

Bir yorum yazın