Okur Söyleşileri / C. Hakkı Zariç ile söyleşi

Okurlarımızla* yaptığımız söyleşileri “Okur Söyleşileri” başlığı altında web sayfamızda paylaşmayı sürdürüyoruz. Söyleşimizin bugünkü konuğu C. Hakkı Zariç. İyi okumalar dileriz…

C. Hakkı Zariç (Foto: Reha Yünlüel)

Sizin duruşunuza sahip, duyarlığınızla özdeş birkaç yayınevi var ki desteklenmeniz gerektiği gün gibi ortada. Okura dayanmak durumundasınız. Okurun güven vermesi gerekiyor. İmge Kitabevi’nin “çok satanlar listesi”nde yayınevinizin kitaplarını görmek, şiirin çok satıldığına tanık olmak derin nefes almama neden oluyor…”

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kitapların hayatınızda nasıl bir yeri var? Bu sıralar neler okuyorsunuz?

Sakin bir mahallede yaşıyor, sakin bir sokakta çalışıyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Bir dönem devlete konuk olarak yaşadım. Okuyup yazmak için on yıla yakın zamanım oldu. Yayımlanmış dört kitabım var. Gazete ve dergilerde düzensiz aralıklarla yazıyorum.  İki dönemdir Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyesiyim. Geçtiğimiz Haziran ayında 6. Sanatçılar Kurultayı’nı toplayan Özerk Sanat Konseyi’nin dönem sekreterliğini yürütüyorum. Bu sıralar şiir okuyorum yine. Öykü ve roman okuyorum. Suç ve suçlu kişiler üzerine okuyorum. Edebiyat dergileri olmazsa olmaz. Bu sıralar yeni bir kedimiz var. Geçen gün geldi bahçeye, bizi yurt edindi sanırım.

Yayınevimizden nasıl haberdar oldunuz? İlk izlenimleriniz nelerdi?

Bir arkadaşıma armağan etmek için OZA arıyordum. Sorup soruştururken yeni basımının yapılacağını öğrendim. Yayınevinizin adını duymamıştım daha önce. Sitenize baktığımda Özge Dirik ve Arkadaş’ı, sonra da Özdemir İnce’yi gördüm. Çıkacak kitaplar arasında OZA ve Murat Üstübal olması heyecan verici geldi. “Ya meczup bunlar ya da şiir militanı”, dedim. İkisinin arası bir hece zaten.

İlk edindiğiniz kitabımız hangisiydi? Kitabı edinme hikâyenizi ve bu kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca bizimle paylaşabilir misiniz?

İlginç bir hikâyesi var galiba, kitaplarınıza ilk olarak sahaftan ulaştım. Soyut Sahaf’tan Can’la sokakta karşılaştık. Yoldan dönüp sahafa gittik birlikte. Vitrindeydi ilk üç kitabınız. Şiir üzerine, şairler üzerine sohbet ederken aldım kitaplarınızı. Daha yeni çıkmış kitapları sahaftan almak keyifli olduğu kadar ilginç geldi bana. Çıkıp dolaştım sokaklarda biraz, arada durup kitaplardan şiir okudum.

Kitaplarımızın tasarımını (kapak, sayfa vs.) beğendiniz mi?

Tasarım ve kapak çalışması dertli bir mesele olsa gerek. Logonuz oldukça güzel ama kitapların kapağında çok iyi çıkmamış. Şiir için yeterli özgünlüğü taşıdığını düşünüyorum kapaklarınızın. İçeriğiyle ilgilenmek öteden beri daha ağır bastığı için kapak çalışmasından ziyade kitabın içindekilerle ilgileniyorum galiba.

Kitaplarımızın tümü numaralandırılıyor, Türkiye’de ilk defa uygulanan bir kayıt sistemiyle okurlarımıza kendilerindeki nüshayı Kitap Takip Sistemi’mize kayıt ettirme, kitapla ilgili kişisel hikâyelerini paylaşma olanağı sunuluyor. Sistemi kullanmış biri olarak bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Bir ara dolandım 8, 88 hatta 888 numaralı kitaplarınızı bulabilir miyim diye. Fazla uzun sürmedi vazgeçmem. Herhangi bir numara da aynı özgünlüğü içeriyordu çünkü. Kendimle 8 rakamı arasındaki o bitimsiz ilişkinin bencilliğinden vazgeçtim yani. Ayrıcalıklı bir şey. O kitabın sende olduğunu biliyorsun. Üstelik tescillemişsin. Bir anlamda evden kitap “hacılayan”lar için de tedbir. Koleksiyon özelliği olması ayrıca artı bir durum. Karşıma çıkan ilk numarayı almaya karar verdim ki arkadaşlarıma aldığım kitaplarınızda da bu prensibe uydum.

Bir okur olarak yayınevimiz hakkında neler söylemek istersiniz? Beklentileriniz nelerdir? Eleştiri ya da önerileriniz var mı?

Şiir basmayan yayınevlerinin, vitrinine şiir kitabı koymayan kitabevlerinin protesto edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta bu isyanı dağıtımcıya kadar götürmenin olanakları olsa keşke. Kitapçılar rafa koymak yerine çekmecelerde tutuyor şiir kitaplarını. Sermayenin yayınevleri şiirden yağ çıkaramayacağını anladı. Paranın ve kariyerin saltanatına göz kırpan şairler çoğalıyor gittikçe. Sizin duruşunuza sahip, duyarlığınızla özdeş birkaç yayınevi var ki desteklenmeniz gerektiği gün gibi ortada. Okura dayanmak durumundasınız. Okurun güven vermesi gerekiyor. İmge Kitabevi’nin “çok satanlar listesi”nde yayınevinizin kitaplarını görmek, şiirin çok satıldığına tanık olmak derin nefes almama neden oluyor.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Bağlaçtan değil de “vefa”nın ilk hecesinden adını almış olmalı yayıneviniz. Gelecekte basacağı kitaplar için umutluyum. Okur yazar olarak kendi adıma teşekkür ederim.

Bu güzel söyleşi için biz teşekkür ederiz.

 

* Söyleşi yaptığımız okurlarımızı Kitap Takip Sistemi’mize kayıt olanlar arasından seçiyoruz.

 

Bir yorum yazın